Tecrübeye Göre Sırala

IşıkFX Blogta Arama Yapın!

Bizi Takip Edin

ışıkfx kayıt ol

Faizler Ve Ülke Ekonomilerine Etkileri !

Forex piyasasında takip edilen ekonomik verilerinin arasında gösterge, politika faiz oranı ya da mevduat faizi oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Tasarrufun ya da sermayenin kullanım bedeli faizdir.  Dolayısıyla bu veri paranın kullanımıyla direkt olarak ilişkilidir.

Faiz politikası, merkez bankalarının bankalara uyguladıkları faizlerde yaptıkları düzenlemeler yoluyla piyasa faizlerini, dolayısıyla parasal işlemleri ve oradan hareketle piyasaları ve ekonomiyi etkilemeyi sağlayan bir politikadır. Para politikasının en etkin aracıdır.

Peki bu faiz değişimleri piyasayı ve ekonomiyi nasıl etkiler? 

Faiz ve yatırımlar arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Tasarruf edilerek para biriktirme iki amaçla gerçekleşir; birincisi geleceği güvence altına almak ve var olan harcamaları garantilemek, bir diğeri de eldeki paranın miktarını artırmak içindir. Geleceği güvence altına alma durumu yastık altı dediğimiz şekilde anaparanın ya da yerine alınan varlığın kendi değerindeki artış yada azalış dışında ekstra bir getirisi olmayan durumdur. Bir diğeri ise hem ana paranın değeri değişirken üzerine bir faiz yada  temettü vb. gibi bir ekstra gelirin eklenmesi yoluyla olur. İşte faiz, günlük ihtiyaçlarını karşılayarak üzerine tasarruf edebilenlerin geleceklerini güvence altına almak ve var olan bu tasarruflarının değerini artırmak isteyenlerin bu  ayırdıkları kısmı etkiler. Kişilerin harcamaları, tasarrufları ve faiz oranları arasındaki ilişkiyi daha da açmak için bir örnek verecek olursak ; aylık kişisel giderler,zorunlu harcamaların hepsini tamamladıktan sonra tasarruf için 4000TL ayırabilen bir kişiyi düşünelim. Bu kişi bu parasının 2000TL’sini bireysel emeklilik fonuna ayırıyor ve kalan 2000TL’sini ise bankadaki mevduat hesabında tutuyor olsun. Bu mevduat hesabının yıllık 8,5 faizi olduğunu düşündüğümüzde eğer ki bir sonraki yıl beklenen enflasyon oranı yüzde 9 ise bu kişinin bu parayı mevduat hesabında tutması mantıksızdır çünkü bir yıl sonra elde edeceği faiz negatif olacaktır. Dolayısıyla kişi için seçenekler değişecektir:

Parayı tüketimde kullanmak.

Bireysel emeklilik fonuna yatırdığı tutarı arttırmak.

Ya da daha iyi getiri sağlayabileceğini düşündüğü bir başka alana parasını yönlendirmek.

Buradan hareketle; eğer kişi parasını bireysel emeklilik fonunu arttırmada kullanırsa tasarruflar etkilenmez, para yer değiştirir; tüketimde kullanırsa tasarruflar düşer, harcamalar artar.

Çıkarılacak sonuç:

FAİZLER ARTARSA;

Tüketiciler faiz getirisi almak için tasarrufa yönelir.

Tasarrufa ayrılan para miktarı artınca harcamalar düşer,dolayısıyla talep de düşer ve sonucunda enflasyon azalır.

Yatırımcılar yatırım için gerekli finansman maliyeti arttığından yatırımlarını ertelerler, yatırım yapmak yerine var olan paralarını mevduata yatırarak faiz gelirine yönelirler.

Bu da ülke açısından büyümeyi olumsuz etkiler, bu ortamda yeterinde istihdam yaratmak zordur.

Biraz daha uzun vadede bu işsizliğin artmasına sebep olur.

FAİZLER DÜŞERSE;

Paranın getirisi olan faiz düştüğü için insanlar harcamaya yönelir.

Talep artar ve bu büyümeyi olumlu etkilerken, enflasyon için olumsuz sonuçlar doğurur.

Yatırımcılar için ise; finansman maliyeti düştüğünden insanlar yatırıma yönelir. Artan yatırımlar da büyüme adına olumlu sonuçlar doğurur. İşsizlik de artan istihdam sayesinde azalır.

Merkez Bankalarının para politikası araçlarını kullanırken; büyümeye ve enflasyona dikkat etmeleri gerekir. Merkez bankalarının önemli görevleri arasında bastığı paranın değerini korumak, gerektiği kadar enflasyon sağlamak ve büyümeye katkı sağlamak bulunmaktadır. Faizlerde değişiklik yaparken özellikle büyümeye dikkat etmek durumundadırlar. Çünkü makul değerden yüksek bir faiz oranı ülke içindeki yatırımların bekletilmesine ve ya kısıtlanmasına yani düşüşüne sebep olabilir ki bu da büyümeyi yavaşlatan bir etmen olmakla birlikte istihdamı, işsizliği ve enflasyonu direkt olarak etkileyecektir.

Faizlerin oranlarında değişim hakkında konuşurken negatif faiz uygulamasına da değinmenin gerektiğini düşünmekteyim. Bunu Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) yakın zamanda yapmış olduğu negatif faiz uygulaması üzerinden örnekleyelim. BOJ, Ocak 2016’da cari hesaplara uyguladığı faizleri yüzde eksi 0,1 e düşürdü. Bu politikayı ECB (Avrupa Merkez Bankası) de uyguluyor. Bu demek oluyor ki; “Merkez Bankası yatırılan paralar için faiz vermez aksine üzerine para alır.” Amaç ise paranın piyasada dolaşımda kalmasıdır. Dolaşımda kalan paranın ise değeri azalır. Bu da büyümedeki hedefe daha kolay ulaşılabilmesini sağlar. BOJ’un bu adımının bir sebebi büyümede istenilen seviyelere gelmek iken diğer bir sebebi ise ihracat konusundaki rakiplerine alternatif olmak diyebiliriz. Aynı zamanda faizlerde artışları düşünürsek de büyüme ile bağlantısında ABD’yi örnek alabiliriz. ABD büyümede istenilen seviyelere gelmeden önce faiz artışını ertelemişti. Büyümede istenilen seviyelere gelinince istihdamda istenilen seviyeye gelinmiş oldu ancak hala enflasyonda istenilen seviyede olmadığı için faiz artışının kademeli olarak devam edeceği açıklamaları gelmektedir.

Türkiye çapında bakarsak;

Küresel sistem, 1990’ların son bölümünden 2008 yılındaki Lehman Brothers krizine kadar yükselen bir dönem yaşadı. Bu ortam, gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ekonomilere sermaye akımlarının geçişine yol açtı. Bunun sonucunda gelişmekte olan ekonomiler hızlı bir büyüme yakaladılar. Fed’in faizi artırma sürecine girmesiyle birlikte sermaye geçişleri tersine döndü. Aradaki faiz farkının kapanacağını düşünen yatırımlar, artan riskleri de göz önünde tutarak gelişmekteki ekonomilerden çıkarak gelişmiş ekonomilere yönelmeye başladılar. Bu yöneliş 2016 yılında da sürecek gibi görünüyor.

Bu ortamda dışarıya en bağımlı olan ekonominin en çok sıkıntı yaşayacağı bir süreç çıkıyor karşımıza. Türkiye, bu ekonomilerden birisi olarak duruyor. Dolayısıyla bizde kaynak çıkışları (ya da kaynak girişlerindeki düşüş) ekonominin büyüme performansını olumsuz etkileyecek nedenlerden birisi olacak. Bunu önlemenin yolu, bu tür dış kaynak bağımlılığını hızla azaltacak olan düzenlemelere girişmekten geçiyor.

Başak Duman

Finansal Analist

 

Başak Duman

Başak Duman

IşıkFX Finansal Analist

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

[shareaholic app="recommendations" id="20533683"]